
Bazen kelimelere yeni anlamlar yüklenir. Zihni özgür bırakıp, sözcüklerin akışına kapıldığında, insan karmaşık düşüncelerini kâğıda dökerek hafifler. Ben de öyle yaptım; bin bir düşünceyi beynimde serbest bıraktım, duygularımı ve hislerimi kısa bir süreliğine tatile çıkardım. Şimdi soruyorum kendime: Huzurlu muyum acaba?
Kulağımda derinden gelen bir müzik var. Kimi tanır, kimi hayranlıkla dinler, kimiyse hiç bilmez. Ama her ruhta farklı izler bırakır. Huzur boşluğunu hissettiniz mi hiç? Ya da umutsuzken birden kalbinizi huzur doldurdu mu? Gözlerinizi kapattığınızda, çoğu insanın “karanlıktan başka bir şey yok” dediği yerde sizler neler görebildiniz? Ben kendi karanlığımı gördüm. Ve o karanlığı ışıkla nasıl buluşturduğumu…

Üzüntüler boğmak üzereyken, huzuru bir nefes gibi kullanmayı öğrendim. Bazı hakikatleri dile getirdim, bazılarını yalnız kendime sakladım. Binlerce gerçeği, o içsel karanlıkların süzgecinde bulup ışığa çıkardım.
Küçük bir çocuk edasıyla mutluluğu hissettiğiniz oldu mu hiç?Tüm gerçeklerden uzaklaşıp, tek gerçeğin huzur olduğunu fark ettiniz mi?Ya da yağmurlu bir gecede, korkularınızın ötesinde, sıcacık bir yuvada huzuru tattınız mı?
Kaçımız huzuru inançla birleştirerek, insanüstü bir iyilik duygusuna ulaşabiliyor? Kaçımız hayatı beklentilerle kirletmeden, olduğu gibi yaşayabiliyor?
İnsanoğlu zor zamanlarında içine kapanır. Hayallerini yıkar, insanlardan uzaklaşır. Ama aslında bu bir temizliktir; zararlı gördüklerini geride bırakıp kendi iç denizine kavuşmanın yoludur. Çünkü insan, coşkun bir su gibidir: akacak, arayacak, sonunda mutlaka durulacağı bir alan bulacaktır.
Acıdır, mutluluktur, yalnızlıktır… Farklı ruhlar, farklı yaşamlar insanı çeşitlendirir. Kimisi dost olur, kimisi sırdaş. Kimisi yalnızlığımızda dert ortağımızdır. Kimi bize yol gösterir, kimi sadece yanımızda sessizce var olur.
Yaş ilerler, tecrübeler çoğalır. Planlar yapılır ama ömrün ne zaman biteceğini kimse bilmez. Bu kısa yaşam çizgisinde, kalp kırmamaya, şiddetten uzak durmaya, değerimizi anlamaya çabalarız. Ama çoğu zaman insanlar bizi sevmiyor sanır, kendimizi yalnızlığa mahkûm ederiz.
Ve insanoğlu hep daha fazlasını ister. Kendimize iyi akıl veremeyiz ama başkalarına yol gösterebiliriz. Zararlı alışkanlıklarımızı bilsek de bırakmakta zorlanırız. Kimi zaman doğruya benzeyen yalanların içinde yaşarız ve asıl güzelliği unuturuz.
Hayat, ince bir dal gibidir. Dengede kalmayı bilmezsek, kendi ağırlığımızla kendi karanlığımıza düşeriz. Ve yok olur gideriz.
O yüzden…Huzuru bir yakaladığınızda, asla bırakmayın.


İyilik Hareketi, İnsanın kendini yeniden keşfetmesini, içsel gücünü hatırlamasını ve hayatla daha sağlıklI bir bağ kurmasını amaçlayan bir kişisel gelişim ve sosyal dayanışma hareketidir. Temelinde yargılamadan dinlemek, koşulsuz kabul, bilinçli farkındalık ve insana değer verme anlayışı vardır.
